14 Aralık 2008 Pazar

Ebru Akel: “Sunucu Ebru” bir karakter yaratmak gibiydi...

KAPAKEBRU



Onu ne zaman dikkatle izlemeye başladığımı düşündüm yol boyunca. Yarışma programlarında sergilediği performasların son demlerinden hatırlıyordum, daha gerilere gidemedim. Ve bir ekran figürü olarak dikkatle izlemeye başladığımda, kısa bir süre sonra yolunu değiştirmiş, dramalarda rol almaya başlamıştı. İlk Göz Ağrısı. Evet. Atv ekranlarında sadece 8 bölüm yaşayabilen iyi bir hikayeydi. Yine ve daima ilgimi çeken yönetmen Faruk Teber’in rejisini gözlerken bir yandan da onu izliyordum. Ancak Ebru Akel’in oyunculukla ilgili samimi isteği ve bir çabası olduğuna kani geldiğim asıl proje, Davut Güloğlu’yla birlikte rol aldığı Star tv dizisi “Tatlı İntikam” oldu. Absürt denemesi ya da romantik komedi benzeri bir şeydi ve Ebru Akel gibi “ekran perisi” için fazlasıyla riskli bir rol seçimiydi. Düşündüm, oyunculukla ilgili samimi bir talebi olmayan kaç kişi bu riskli rolü kabul ederdi ya da kaç kişi bu riski fark ederdi? İzledim. Proje çabuk kalktı ama, ben onu izlemeye devam ettim.

Blog için söyleşi dizisi yapmaya karar verdiğimde hazırladığım 10 kişilik listeye Ebru Akel de dahildi ve söyleşiyi ilk kabul edenlerden biriydi. Son filmi “Sıcak”ın çekimleri yeni bitmişti, vizyona yakın bir tarihte söyleşmeye karar verdik. Kasım sonunda tekrar irtibata geçtiğimde, geçiştirilmediğimi anladım. Söyleşi gününü saptadık. “Yarın Şirin’le randevum var, perşembe gününü de sana ayırayım istersen?” dediğinde legal medya kadar önemsenmenin tatlı gururunu da yaşamadım dersem, yalan olur. Buluşma yerine tam vaktinde geldi, bitmek bilmeyen enerjisi, neşesi ve gülen yüzüyle birlikte. Bakımlı. Göze batacak, kadın erkek her insanı rahatsız edecek kadar fit ve sağlıklı görünüyor. Sopayı taze yutup da spa’dan öyle çıkmış, o kokoş bakımlılığı değil anlatmak istediğim. Doğal ve kendinden emin genç bir kadın Ebru Akel. Neredeyse sıfır makyajla geldi söyleşiye. Her sorumu açıklıkla cevapladı. Bir kez bile, “bunu yazma..” demedi, cevap verirken tereddüt etmedi.

Kısacası her bakımdan keyifli bir söyleşiydi. Susup, uzun uzun yüzüne bakmak isteyeceğiniz bir dinginliği var gözlerinin, pozitif enerji denilen nanenin varlığına inanmakta zorluk çekiyorsanız, Ebru Akel’le tanışmayı denemelisiniz. Buyrun…

•Ekran yolculuğunuzun büyük kısmını kapsayan bir sunuculuk kariyeriniz var. “İlk Göz Ağrısı” sonrası oyunculukla ilgili ciddi bir derdiniz olduğuna“Tatlı İntikam”da izlediğim zaman kişisel olarak ikna oldum. Birçok açıdan riskli bir projeydi, belki yanlıştı ama o rolde abartılı bir komedi tiplemesi vardı. Bana göre cesur bir seçimdi. Nasıl geldiniz bu notaya?
Aslında bildiğim başka bir iş yoktu. Aldığım eğitim ve sonrasında, ailemden gördüğüm her şey beni bu noktaya zaten getirecekti. Bir gün avukat ya da doktor olmak üzere eğitim almadım. Sekiz yaşından itibaren konservatuarda 10 yıl profesyonel eğitim almış, dans etmiş, mimik, solfej, piyano eğitimi alarak yetişmişim. Yani görsel sanatların dallarından birinde bir iş yapacağım gün gibi aşikardı. Baleyi bırakmak zorunda kalınca da, tamam o zaman şimdi memuriyet yapayım, masada başında oturacak bir iş bulayım diyerek bu yönde bir kariyer seçimim olamazdı.

Yeteneğimi ve yoğrulmaya hazır her türlü malzememi önüme serip o doğrultuda bir şeyler yapmam lazımdı ve bu son derece iç güdüsel bir durumdu. Sanılanın ve bilinenin aksine de ben sunuculukla değil, oyunculukla başladım. Ama 20 yaşındaydım. Bir sürü dizide çeşitli roller oynadım. Bir sinema filmi denemem oldu. Bütün bunları yaparken de televizyondan gelen başka teklifler vardı, o teklifleri değerlendirdim.




Devamını buradan okuyun!

.



•• Vedat Ozan

® Cihangir, Kasım 2008


.